Texte défilant
d'Astwinds
KURAN ALLAH KELAMIDIR
Kur'anın, Allah kelamı, İlahi kelam,
(hak İle batılı ayırd eden) Furkan , Hûda gibi, bizzat içinde rastladığımı? bir çok isim ve sıfatı vardır. Bizim için önemli olan isini ve sıfatı değil, Allah kelamı olsudur. Allah kelamı, iki
kelimeden oluşan bir cümledir Eğer bunu kabulde bir müşkilat olursa, öncelikle o' müşkİIat, Allah'a iman da olur. Allah kelamı denilince, şunun çok iyi bellenmesi gerekiyor: İlahi kelam^ Hatadan,
gafletten, tezattan uzak, rastgele söylenmemiş, hiç bir noksanlığı bulunmayan. İlahi kelam olarak anlaşılması gerekiyor.Bunun zıttı olursa İlahi kelam değil; beşeri kelam olur.Bunu şu âyetle
pekiştirebiliriz. "Onlar kur'ânı hiç düşünmüyorlarmı? Eğer Allah'tan gayrından İndirilmiş olsaydı o 'vakit çok ihtilaf bulurlardı. nisa 82 Hiç bir noksanlık, rastgele hiçbir söz bulunmaz. Kur
'ânı çok iyi tanımamız, hemde bunu en güzel ve çarpıcı kelimelerle anlatmamız gerekir. Kur'an insanın hayatında bağlayıcı kesin hükümler ve nizamlar ihtiva eder. Kur'andaki hükümler ve nizamlar,
İnsanın yapmış olduğu yanlış tevillerle, kişilerin şahsi görüşleri ve kanaatlerine göre mensuh tur diyerek değiştirilemez.Şu an Türk anayasasında örneğin Laikliğin değiştirilmesi dahi, teklif
bile edilmezken Allah kelamı için böyle birşey düşünmek nasıl olur? "Eğer siz kulumuza indirdiğimizden tereddüt ve şüphede isenîz,onun bîr mislini getirin, hemde Allah 'tan başka ne varsa yardıma
çağırın!~"Bakara 23. Eğer böyle bir mevzuda, Allah'ın varlığında, übudiyyetinde bir müşkilat varsa, muhteviyat olarak misli 600 sayfalık bir kitap istemiyor, iddianızda sadık iseniz,hir âyet
gelirin.Allah kitabını münakaşaya, tenkide açıyor, açıktan açığa meydan okuyor, kur'anın bizim müdafaamıza ihtiyacı yoktıır, eğer böyle olsaydı, kitabın ilahi kelamlık vasfı giderdi fakat, bizim
kıır'âna ihtiyacımız var; haktan olduğumuzu isbat edebilmek İçin, inandığımız gerekçelerin hak tan olduğunu bilmemiz için, kıır'âna ihtiyacımız vardır. Biz kur'ânı 14 asır evvel arap
yarımadasında mahdud (belirli) bîr topluluğun, "İşte bu Allah'ın kitabı dır" demelerinden dolayı, ilahi bir kitap olarak kabul etmiş değiliz. Babalanmız, ilahî dediler diye de, inanmış değiliz.
Kur'anın ilahi kitap oluşu kendi isbatıdır kendi içinde dir. Kur'ânın hiçbir yerinde "bunu kabul edin" diye bir emir bulunmaz, münakaşayı menfilikte gündeme getirir. SÖYLEDİĞİMİZ SÖZLERE DİKKAT
Kitaptan bizim herhangi bîr cüz'ü lafzen nefyetmemiz mümkün değildir, kur'ana mana yorum yükleyerek değiştirilemez, kur'an medhedilmeye, övülmeye birilrerinin yardımına muhtaç bir kitap değildir,
beşere muhtaç olanla övünülmez. Haktan sonra sadece batıl vardır! Önce hakkın öğrenilmesi; hakkın öğretilmesi gerekiyor. Kur'an denildiğinde akla gelen ilk şey, "Tefsir'dir. Tefsir kelimesi;
selef tarafından kullanılmayan bir kelimedir.Bu kelimenin aslı fesser kökünden, gelen yorum, açıklama ve izah manasındadır. Selefin kullandığı kelime ise, ıstılahı manada geçen 'Te
vil"kelimesidir. Bu kelime, fasit veya sevap olarakta kullanılabilir. Yine kur'anda, açıklama ve açma manasında olan, "Beyan" kelimesi kullanılmıştır. Tefsir Te'vil Beyan Selef tarafından
kullanılan kelime, Te'vil dir. Beyan'da kullanılmıştır fakat, beyanı sadece Allah'ın açıklaması olarak almışlardır. Beyan yorum değil, Allah'ın açıklamasıdır. "Biz kur'anda hiç bir şeyi
unutmadık'' derken, cennet ve cehenneme götürecek her şeyi açıklamış olmasıdır. Kur'anda Te'vil kelimesinin müteşabih ayetlerde kullanılması yasaklanmıştır'*" ' .....oysa müteşabih'in Te'vîlini
Allah'tan başkası bilemez." Âli İmran 7. Rasuİullah da ancak O'nun izin verdiği nisbette yapabilir.* Biz sana kitabı, hakkında İhtilafa düştükleri şeyi İnsanlara açıklaman için indirdik" NAH'L 64
."Hiç bir peygamberin, Allah'ın izni olmadan bir mucize getirmesi mümkün değildir." Ra'd 38 Beyan Allah'ın izin verdiği kadar Allah'a ve Rasulünün hakkıdır. O'nun dışındakilere verilmemiştir.
Rasulullah (s.a.v.) İbni Abbas'a şöyle dua etmiştir. "Allah'ım ona kur'anın te'vilîni öğret. ""Buhari. '* Kur'anın tercemesi hiç bir zaman Tefsir, Te 'vil ve Beyan değildir. Tefsir, te'vil ve
Beyan ancak Rasulün sünnetiyle kur' anın açıklamasıdır. İster Beyan başka bir âyetle kendini açıklıyor olsun mutlaka Rasule ihtiyaç vardır. Kur'anı anlamada muhtaç olduğumuz şey: • Sahih bir
terceme. • Fasih bîr arapça • İsabetli bir Tefsir için de, Rasule ihtiyaç vardır.
Tefsirde kaynak olan eserler başlıca şöyledir: • Buhari tefsiri. • Nesei Süneni Kübra. • Tirmİzi Tefsiri. • Taberi Cami'ul Beyan .(312
senesinde vefat etmiştîr.Rasule ve sahabeye ait bütün meseleleri ihtiva eden hadisleri cem edip en büyük tefsiri yazmıstır.tefsirini yaklaşık 100 bin Hadis teşkil eder asıl ismi, Muhammet el
cerir dir.) • İbni ebi Hatim er Razi. • Abdur Rezzak es-San'ani tefsiri.